10 Ocak 2011 Pazartesi

Yazma Seminerinden Notlar - 3



Öykünün Tekniği

Öykü ve roman arasındaki önemli farklar: öykü, okuru roman okuruna göre daha az sayıda olan bir türdür. Roman bütünü kavrar, öykü ise parçalardan bütüne gider. Öykünün yazılması da okunması da zordur. Öykünün içinde yazar tarafından bırakılmış boşluklar vardır ve bu boşlukların okur tarafından doldurulması beklenir. Öykü bir çırpıda okunmasına rağmen bir çırpıda yazılamaz. Bir öykü okunduktan sonra diğer bir öykünün okunmasına geçilmesi için zaman geçmesi gerekir.

Öykünün Temel Teknik Unsurları

Mekân:  Mekânla ilgili iki önemli unsur ayrıntı seçimi ve mekânla ilgili anımsatmalardır. Öykü nerede geçiyor? Mekânı anlatırken ayrıntılar çok önemli, ancak buradan kasıt 19. yüzyıl romanlarındaki detaylara boğulmuş mekân anlatımı değil. Öyküdeki ayrıntılar işlevsel olmalı ve 5 duyuyla algılanabilir özellikler taşımalıdır. Bir yazarın yazacaklarını kafasında görmesi ve resmini çizmesi gereklidir. Bütün ayrıntılar yığma şeklinde değil ara ara öyküye serpiştirilmelidir. Mekânla ilgili küçük anımsatmalar sürekli yapılmalıdır. Hikâyenin konusu ne olursa olsun, ne anlatılırsa anlatılsın mekândan kopulmazsa, hikâye inandırıcılığını kaybetmez. 

Zaman: Öyküde fiziksel zaman ve psikolojik zaman olarak adlandırılabilecek iki zaman kavramı vardır. Fiziksel zaman; 1 hafta, 1 ay, 1 dakika gibi öykünün gerçek zamanı, durumun olup bittiği zamandır. Öyküde fiziksel zaman kısa tutulmalıdır. Psikolojik zaman gerçek zamanın dışında durumun öncesi veya sonrası için ipuçları vermek üzere kullanılan zamandır. Öykü karakteri geçmişle ilgili bir şey hatırlar, zamanda gezinir ya da düşleyerek geleceğe götürür. Ama yazar öyküde bunu anlatmaz, psikolojik zaman ile bunların ipuçlarını verir.

Karakterler ve Diyalog: Romandaki gibi kalabalık olmaz. Romandaki gibi bir karakter yaratmak öyküde zordur, hatta yaratılamaz. Ele aldığımız karakteri okurun gözünde canlandırmamız gerekli. Öykü son derece narin bir yapıya sahip olduğu için fazla betimleme gibi bazı unsurları taşıyamaz. Öyküde yazarın tek kozu diyaloglardır. Kişileri konuşturarak onların iç dünyasına ışık tutabiliriz. Bunu tiyatro eserlerindeki gibi konuşma işaretleriyle yapamayız. Öyküde diyaloglar konuşmayı süsleyen çevre unsurları, vücut dili kullanılarak oluşturulmalıdır. Karakterler iyi tanıdığınız insanlar olmalı ki inandırıcı olabilsinler. En iyi bildiğinizi yazmalısınız. Aydın aydın gibi, köylü köylü gibi konuşmalı. Yazar yarattığı kişilerin kimliğine bürünmelidir. Tek karakter olan öyküde içsel konuşmalarla karakteri okurda canlandırabiliriz. Diyaloglar hem yazım kurallarına uygun olmalı hem de doğal olmalıdır. Yazdığımız diyalogun inandırıcılığını yüksek sesle okuyunca anlarız. Önemli olan çizilen atmosferin ve karakterlerin inandırıcı olmasıdır. Mekânı doğru oturtup, karakterleri inandırıcı kılmışsak, konu ne kadar da akıl dışı olursa olsun yine de inandırıcı oluruz. Diyalog cümlesi konuşma çizgisi ile verilir ya da tırnak içine alınır. Tırnak içine alınırsa diyalog cümlesinden sonra virgül, ünlem, soru işareti gelebilir, tırnak kapatılır dedi veya diğer tamamlayıcı sözle bitirilir nokta konur.

Olay Örgüsü: Klasik öykü anlayışında öykü bir olaya dayandırılırdı. Sait Faik Abasıyanık öykücülüğünden sonra olay örgüsü durum örgüsüne dönüşmüştür. Olay öykücülüğünde yeni bir şey yaratmak artık çok zordur. Her şey öykünün konusu olabilir.     

Anlatım Dili: İki tür anlatım dili vardır: ben anlatım dili, üçüncü kişi anlatımı. Bazı yazarlar kendi ağzından anlatır. Bu öyküyü daha inandırıcı kılar. Ben dili öyküde geçenleri yazara mal etme gibi bir durum oluşturabilir ki bu da yazarın oto sansür uygulamasına neden olabilir. Bu nedenle ben anlatım dilinden birçok öykücü kaçınır. Üçüncü kişi anlatımı; yazarın karakterlere bürünüp onların ağzından aktarmasıdır. Yazarın karakterler arasında taraf tutması ya da yorum yapması edebi türde istenmez, bu okura bırakılmalıdır.

Öykü dili: Romanla öykü arasındaki en önemli ayrımlardan biri, iki türün kullandığı dilin farklılığıdır. Roman uzun soluklu bir anlatımdır yani bir maratondur. Öykü ise kısa soluklu bir anlatımdır yani 100 metre koşusudur. Öyküde son derece ekonomik dil kullanılır, fazla uzatmalara, yinelemelere düşülmez, şiire yakın bir ritimle yazılmalıdır. Öyküdeki ilk cümle çok önemlidir. Sonraki cümle daha sonraki için merak uyandırmalıdır. Öykünün ilk cümlesi kadar son cümlesi de çok önemlidir. Arjantinli yazar Julio Cortazar “roman sayı toplayarak kazanır, öykü ise nakavtla kazanır,” demiştir. İyi bir öykü kitabı okunduktan sonra, başka bir öyküye geçmek zaman alır. Öykünün daha az okunmasının bir nedeni, öykünün ara verilerek okunması gereken bir tür olmasından kaynaklanır. Bu belki öykünün çok sevilememesinin de bir nedeni olabilir.

Öykünün tarihi masal ile başlar, masal hikâyeye dönüşür, hikâye olay öyküsüne ve gelinen nokta durum öyküsüdür.

Masal                    Hikâye                 Olay öyküsü                   Durum öyküsü

Kurgu: İki türlü kurgu vardır. Romandaki gibi önceden kurgulayarak yazma ya da bunun tam tersi önceden kurgulamadan yazma. Önceden kurgulamadan yazma süreci kendi kozasını ören bir süreçtir. Kurgulamadan yazma yazı serüvenini yazarken yaşatan bir süreçtir. Hangi kurgu türü kullanılacağını yazarın eğilimi belirler.

Öyküde çekirdek vardır: Öyküyü yazdıran bir çekirdek vardır. Öykü, öyküdeki sıralamada yazılmamış olabilir ama okur bunu hissetmez.

ÖYKÜ YAZARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

—Yazmayı ertelemeyin, bir şey ya da bir pasaj aklınıza geldi bunu hemen not alın.

—Öyküyü yazmadan önce kimseye anlatmayın.

—Dünyanın en iyi öyküsünü yazma sevdasına kapılmayın.

—Herkes için yazmayın. Herkes için yazmak, hiç kimse için yazmak gibidir. 

—Dünyaya ve insanlara açık olun.

—Çevrenizi dikkatli ve ayrıntılı gözlemleyin.

—Yazdıklarınızı bir süre dinlendirin ve tekrar okuyun.
—Diyalog yazın, bunu yüksek sesle okuyun.

—Gereksiz sözcükleri öykünüzden çıkarın (fazlalıkları atmak çok önemli), öykünüzü hafifletin. Öyküde açıklamalar yapmak iyi değildir.

—Kendinizi anlatmayın.

—Okurunuzla iletişim kurmaya çalışın.

—Vaaz vermeyin, karşı çıkmayın, bırakın okur karar versin.

—Yazarken kendiniz gibi olun, içtensizlik hemen anlaşılır.

—Duyguları yansıtmayın, duygusal değil duyarlı olun.

—Bitirmediğiniz bir öyküyü kimseye okumayın, karşı taraftan gelen yorumlar kafanızı karıştırabilir ve büyüsü kaçar.  

—Başarıya çabuk ulaşacağınızı düşünmeyin.

Kaynak: songulstar.blogcu.com

1 yorum:

H. Birol Gedik dedi ki...

http://bedavaroman.blogspot.com/

Bloğunuzdaki yazılarızı çok beğendim. Hepsi benim için faydalı kaynak oldu. Elinize sağlık.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...