18 Ocak 2011 Salı

Yeniden Görmeyi Öğrenmek



Birçoğumuz çocukluğumuzdaki merakımızı, ilgimizi ve canlılığımızı yaşamın rutin akışı içinde kaybederiz. Bunun sonucu olarak görme, hissetme ve işitme duyuları yıllar içinde azalır. Kişisel problemlerimize gömülü olarak, dikkatlerimizi hiç de önemi olmayan bazı ufak tefek sorunlar üzerine yöneltip, günlerimizi körler gibi geçirip gideriz. Hepimizin karşı koymadan teslim olduğumuz bu "kavrayış körlüğü" yazarlar için asıl büyük tehlikedir. Çünkü diğer kimseler, günlük gözlemler, yeni duygular, yeni düşünceler peşinde koşan kişiler değillerdir.

Bu "kavrayış körlüğü"nden kurtulmak mümkündür; ancak yıllar yılı içine gömülmüş olduğu kişisel problemlerinden kendini sıyırıp, dikkatlerini kendi dışına çevirmeyi öğrenmesi, sandığından çok daha zordur. Peki yapmamız gereken nedir? Çocuksu "saf bakışı" yeniden öğrenmek. Bunun için kendinize zaman ayırın ve beş yaşında iken sahip olduğunuz her şeye ilgi ile bakan gözlerinize kavuşmak için, günde yarım saatinizi bu işe verin. Hernekadar bir zamanlar bunu yapmak sizin için nefes almak kadar doğal idiyse de, şimdi yapmaya çalışırken zorlandığınızı farkedeceksiniz. Ancak, bunu yaparak, çok kısa zamanda yığınla malzeme topladığınızı farkedeceksiniz. Topladığınız bu malzemeleri de hemen kullanmaya kalkmamalısınız, çünkü bu malzemeler henüz derinliği olmayan, kırılgan, küçük ve ham bilgi kırıntılarıdır. Onlar üzerinde, bilinçaltının mucizeler yaratan özümseme ve geliştirme çalışmaları yapmasını beklemelisiniz.
Her gün bir 15 dakika boyunca etrafınaıza bakın ve gözünüze çarpan şeyleri kendinize anlatın. Bindiğiniz otobüsün rengi neydi? (sadece yeşil veya kırmızı değil, zeytin yeşili mi, adaçayı yeşili mi, al mı, bordo mu?) Giriş kapısı hangi yandaydı? Şoförü ve biletçisi mi vardı, yoksa iki işi de tek başına sürücü mü yapıyordu? Otobüsün içi ne renkti? Duvarları, döşemeleri, koltukları nasıldı? Reklam panolarında neler vardı? Karşınızda nasıl biri oturuyordu? Önünüzde ayakta duran kişi kısa boylu muydu? Burnunuza ne tür kokular geliyordu?  Peki ya renkler?

Bir başka sefer, dikkatinizi sadece karşınızda oturan kişiye yöneltin, acaba nereden gelip nereye gidiyordur? Yüzüne, tavırlarına, giyim kuşamına bakarak onun hakkında neler söylenebilir? Acaba nasıl bir evde yaşıyordur?

Eğer gerçekten yazar olmak istiyorsanız, bunlara banzer kolay ve ufak alıştırmalar yapmak sizin için çok yararlı olacaktır. Burada dikkat edilecek nokta, fark ettiğimiz şeyleri, üzerinde çalışmalar yapması için bilinçaltımıza devretmeden önce belirli kelimelere dökmektir, her şeyin tam karşılığı olan doğru kelimeyi her zaman bulmanız mümkün olmayabilir, ama bu yönde gayret sarfetmezseniz, çok işinize yarayacak bu malzemeler parmaklarınız arasından kayıp düşer. "Bunları kolayca hatırlayacağımdan eminim" diye düşünürseniz, zor bir işten kaçmak için kendinize bahaneler uydurmuş olursunuz sadece.
Yakaladığınız her yeni bilgi, gerçek, benliğinizin derinlerinde kalmış bir çok şeyi, görüntüyü, çağrışım yoluyla harekete geçirir; geçen zamanın üzerini örttüğü eski günleri, tamamen unutmuş olduğunuz olayları, duyguları, deneyimleri, eski acıları, eski sevinçleri kullanmamızı sağlar. Gerçek bir sanatçının bitip tükenmez kaynaklarından biri de budur. 

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...