4 Mart 2011 Cuma

Gülfidan Özgür'ün Yazma Serüveni

 
1.  Biraz kendinizden ve yazmaya olan ilginizin ne zaman ve nasıl başladığından bahseder misiniz?
Şu an yirmi dokuz yaşındayım ve yaklaşık yedi yıldır turizmcilik yapıyorum.(yurt içi-yurt dışı tur organizasyonu) Ve bu son yedi yıl içerisinde zamanımın çok büyük bir kısmı seyahatlerde geçti. Aslen Gaziantepliyim ancak ailemizin, akrabalarımızın hemen hemen hepsi uzun yıllarıdır İstanbul’da yaşadığından dolayı belli bir zamandan sonra insanın ait olduğu yer, mekân duygusu da değiştiriyor. Ve benim belki de yaptığım işten dolayıdır ki artık mekân duygum kalmadı, yani kendimi nefes aldığım her yere ait hissedebiliyorum. Bu nedenledir ki kendimi herhangi bir yere ait hissetmem çok kısa sürüyor. Kendimi Suriye’de Suriyeli, Mısır’da Mısırlı ya da Mardin’de Mardinli hissetmek gibi…  
Aslında sanata, yazmaya ilgimin de bu özelliğimin baskınlığından ortaya çıktığına inanıyorum, yani yazmak bir nevi kurgusal bir dünya, ait olmadığın bir dünya yaratmaktır ki ben bunu yaşarken bile çok kolay yaptığım için yazmak belki de daha kolay oldu benim için.
Ben şu zamanda yazmaya başladım, şu gün kalemi elime aldım diyemem, bu bir oluşumdur, insanın bedenen oluşması gibi ruhen, hissen bir olgunluğa ulaşmasıdır. İlk kitabımın çıkışı da bu olgunlaşma evresinde yer aldı, yani yazmaya başlarken olgunlaştığını hissettim ve bu kendiliğinden gelişen bir oluşumdu.

2.  Herhangi bir yaratıcı yazarlık kursuna katıldınız mı? Katıldıysanız bu kursun size kazandırdıklarından bahseder misiniz?
Herhangi bir yazarlık kursuna vs katılmadım. Bu tarz kursların yazarlara çok büyük katkıları olduğuna inanıyorum; belki teknik olarak bazı şeyleri önceden öğrenmek kestirmeden gitmek avantajdır. Belki de buna zamanım olmadı, çünkü içimdeki oluşumun ya da doluluğun dökülmeye başladığı anlarda böyle bir düşünceye girmeden ve zaman kaybetmeden direkt yazmaya başladım.

3.  Bir kitap yazma fikri sizde nasıl oluştu ve işe nereden başladınız? Örn: karakter oluşturmak, ilk cümleyi bulmak, genel hatları ile her bölümü oluşturmak...vs.
Gerçeği söylemek gerekirse yazmaya başladığım dönem (iki yıl öncesi) duygusal boşluğumun olduğu gerçekten karmaşık bir dönemime denk geldi. İçimdeki yoğunluğun bir nevi boşalması gibi bir şeydi. Kitaptaki karakterler tabi ki oluşturduğum kurgunun bir parçası; ancak yaşanılan hisler hepimizde var olan ortak duygular. Kitapta yer alan Aşkın her bayanın kendini bulabileceği bir karakter ya da Destan… Eşcinsel bir karakter olan Garbis dünyanın her yerinde kendini kısıtlamak zorunda olan bireylerin kendinden bir şeyler bulabileceği bir keskin bir karakter. Benim için onları bulmak zor olmadı, sağıma soluma önüme ya da arkama bakmam yeterliydi; Çünkü herkes her yerde… Yazmak istersen bu karakterlerin düşünceleri ve duyguları aslında her bireyin kendi içinde saklı… Öyle bir şey ki normalde hissettiğini yazarsın yani bildiğin duyguları ama bazen sanki kitabı ben yazmamışım gibi yazdıktan sonra bazı duyguların aktarımına ben bile şaşırdım sanki yazarken transa geçmiş gibi çok garipti ve bunu kendi yazılarımda yaşamak beni oldukça şaşırtıyor.

4.  Fikrin oluşmasından kitabı elinize almanıza kadar geçen süreyi biraz anlatır mısınız? Örn: Kitabı ne kadar zamanda yazdınız? Yazmaya kaç saatinizi ayırdınız? Düzeltmeler ne kadar zamanınızı aldı? Fikirleri ile size yardımcı olan bir danısmanınız var mıydı? ...vs. 
Kitabı 2009 Ocak ayında yazmaya başladım, yaklaşık iki yıllık bir süreçti. Zaman zaman yoğunluğumdan iki ay yazamadığım dönemler bile oldu, turlardan şehir ya da yurt dışı seyahatlerimden dolayı… Aslında bu dönemlerde yazılarımı sadece kâğıda yazmıyordum, karakterler sanki zihnimde oynuyorlar yaşıyorlar ve yaşadıklarını anlatmam için beni bekliyorlardı. O nedenle yoğunluğumun dezavantajı kadar avantajları olduğuna da inanıyorum.

5. Yayınevlerinin yazar adaylarına yaklaşımları nasıl? Kitabınızı yayınlatmak düşündüğünüzden daha mı kolay yoksa daha mı zor oldu?
Yayınevi seçerken dikkat edilmesi gereken tek şey SAMİMİYET ve bir yazar olarak bazı şeyleri hissedebiliyorsunuz. Aslında fazla bir beklentim de yoktu yayınevlerinden sonuçta her gün onlarca yeteneğin kendini ifade etmeye çalıştığı bir pazarda ‘’ben mükemmelim, ben şöyleyim, ben böyleyim’’ demenin bir manası yok. Bir şey olması gerektiği gibi oluyor zaten, belki kadercilik diyeceksiniz ama bazı şeylere belli bir yere kadar müdahale edebiliyorsunuz. Sonrası hep olması gereken gibi oluyor zaten. Ben hep olumlu düşündüm ve gerçekçi olduğum için fazla bir beklenti içerisine girmedim.

6.   Kitabınızdan/Kitaplarınızdan biraz bahseder misiniz?
D&R store gibi seçkin kitapçılardan ya da internet sitelerinden kolayca ulaşabileceğiniz SANIRIM ADI AŞKTI Aralık 2010 da ikinci adam yayınlarından çıkan ilk kitabımdır. İkincisi için çalışmalarım var ancak şu an için nereye gideceği ne zaman çıkacağı hakkında herhangi bir fikrim yok; yazmak görünmez bir şeyin görünür olabilmesini sağlamaktır.
Bu görünmezliği bir yazar olarak yazmadan önce en azından hissetmek gerekiyor ve bu aslında zannedildiğinden çok daha zor bir şey, kim bilir belki gerçeği yaşamaktan bile…

7.   Ve son olarak, yazar adaylarına önerileriniz nelerdir?
Onlarca kitabı olan bir yazar bile aslında her zaman bir yazar adayıdır. Her yazar hissedebildiği, anlatabildiği ölçüde yazabilir ve bir gün bu olgular kaybolduğunda her şey biter. Söyleyebileceğim belki de tek şey kendilerine inansınlar, çünkü kendine inanmak yaratmanın en büyük anahtarıdır.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...